Nutuk`u Anlamak

1.8 hrs read
Rate this book:
462 pages 2019

About This Book

SUNUŞ

Kısa yaşamı boyunca binlerce yıllık kültürü hafızasında ba-rındıran, tarihin gördüğü en büyük asker ve kahraman, devlet adamı, gerçek bir lider olarak Türk Milleti`ne “ATA” olma sı-fatını sonuna kadar hakeden Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, mücadele yaşamının sadece bir bölümünü ele al-dığı “NUTUK” adlı eseri, elbette sadece bizler için değil gele-cek tüm nesillerin okuyup anlamaya çalışacağı bir büyük baş-yapıt olarak tarih sayfalarında hak ettiği yeri almıştır.
Nutuk`u okumaya başladığınızda iki farklı duygu hisseder-siniz. Birincisi, yaşananların kaleme alındığı bir dokümandan ziyade, yazılan her satırın sanki yazılmadan çok önce detaylı bir şekilde kurgulandığı ve her aşaması adım adım uygulamaya ko-nulduğudur.Farklı bir diğer açıdan baktığınızda, düşünülen ve uygulamaya geçirilen her adımın “neden ve niçinlerine” cevap aramaya çalışan, sanki bir özeleştiri ve hesap verme saikiyle ha-reket edilmiş tarihi bir belge olduğudur. Daha gerçekçi bir yak-laşımla Nutuk`un, Mustafa Kemal, Samsun`a çıktığında kendi ifadesiyle “daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygu-lamaya başladığımız karar…” dediği “ULUS EGEMENLİĞİNE DAYANAN, TAM BAĞIMSIZ YENİ BİR TÜRK DEVLETİ kurmak” düşüncesini gençlik yıllarından iti-baren her aşaması düşünülmüş, araştırılmış, üzerinde oldukça tartışılmış bir plan olduğu anlaşılmaktadır. Bu planın, tüm im-kansızlıklara, dirençlere rağmen aşama aşama “nasıl” uygulan-dığı ise “Nutuk”`un konusunu oluşturmaktadır.
Mustafa Kemal Nutuk`un ilk satırlarını 19 Mayıs 1919`da başlatmış olsa da gerçekte başlangıcı çok daha önceye, Mondros Mütarekesi`nin imzalanması ve sonrasında başlayan işgallere dayanmaktadır. Titizlikle tasarlanan ve bir milletin bekasını tesis edecek olan Milli Mücadele planı, şartların ve imkânların uygun olup olmamasına bakılmaksızın en kısa sürede hayata geçirilmeliydi. Mustafa Kemal`e göre düşman ne işgal kuvvetleri ne de onları destekleyen işbirlikçilerdi. Ona göre ZAMAN en büyük düşmandı. Bu nedenle Milli Mücadele`nin başlangıç noktasını Mondros Mütarekesi`nin imzalandığı tarih kabul et-mek hatalı olmayacaktır. Mondros Mütarekesi aynı zamanda VATAN olarak kabul edilen Misak-ı Milli sınırlarınında çizil-diği tarihtir. Adana`da Alman Mareşal Liman Von Sanders`ten görevi alırken, Liman Paşa`nın “Paşam bizim için her şey bit-ti…” sözlerine karşılık, “sizin için her şey bitmiş olabilir ancak bizim için her şey yeni başlıyor..” sözleriyle planı uygulamak için başlangıç fişeğini attığı, İstanbul`a dönerken Boğaz`da de-mirlemiş Müttefik zırhlılarını gördüğünde “…geldikleri gibi giderler” sözleriyle de kararlılığını ortaya koyduğu çok açık bir şekilde görülmektedir.
Mustafa Kemal`in, şartlar ne kadar kötü olursa olsun başla-tacağı mücadelede başarılı olacağından hiç şüphesi yoktu. Başta Çanakkale olmak üzere savaş meydanlarında birlikte çarpıştığı feraseti yüksek Türk Milleti`nin, harekete geçirildiğinde durdu-rulamaz büyük bir güç olacağını ve bu gücün karşısında hiçbir engelin ayakta kalamayacağını askerlik yaşamında onlarca kez görmüş ve tanık olmuştu. Bu nedenle zafere ulaşmak için Türk Milleti`nin “AZİM VE KARARLILIĞINI” bulmak, onu ha-rekete geçirmek ve yönetmek, kısacası önlerinde yol gösteren bir BOZKURT olmak, BAŞBUĞ olmak yeterli olacaktı. Mustafa Kemal, milletinin önünde yürüyen TÜRKATA`nın tüm meziyetlerine, karakterine sahip büyük bir lider olarak tarihe ismini yazdırmak için harekete geçmişti.
Mustafa Kemal`in İstanbul`a geldiğinde kendisiyle aynı otelde kalan İngiliz Gazeteci G. Ward Price`e, “Mustafa Kemal Paşa, bana o gün Türkiye'nin büyük harbe bu şekilde girmekle büyük bir hata işlediğini söyledi. Şimdi de hâsıl olan vaziyet, iş-lenmiş olan o hatanın akıbeti ve cezası idi…” diyerek, Osman-lının Türk Milletini I. Dünya Savaşı`na sokmasıyla başlangıçta büyük bir hata yapıldığını ifade ediyordu.
Aslında tarih sürecini inceleyen iyi bir gözlemci, bu hatadan kaçınmanın imkânsız olduğunu, son yüzyılda (19. yüzyıl) Os-manlının adım adım felakete sürüklenmesinin önlenemez oldu-ğunu söyleyebilirdi. Asıl soru; felakete giden, önlenemeyeceği düşünülen bu makûs (ters giden) talih, değiştirilebilir miydi?
Nutuk`un başlangıç bölümü bir tespit niteliğindedir. Mustafa Kemal, Samsun`a çıkma ve sonrasında başlattığı Milli Mücadele, yeni bir Türk Devleti kurma planını gerekçelerini, nedenlerini ve son dönem Osmanlı`nın tükenişi altındaki sebepleri, kurtuluş çaresi arayan dernekler, kişiler ile işbirlikçilerin çatıştığı ortamda İstanbul`da geçirdiği altı ay içinde Padişah ve İstanbul Hükümeti`ni harekete geçirmek için gösterdiği sonuçsuz kalan çabaları ortaya koymuştur.
Mustafa Kemal tüm dünyanın kabul ettiği tartışmasız en büyük lider olmasına rağmen, günümüzde Türkiye`de en çok tartışılan lider haline gelmiş olmasının altında iki neden aramak gerekir. Nedenlerden biri Mustafa Kemal`in, yeni bir devlet kurarken yıktığı kurumların taraftarlarının kendisine ve cumhuriyete karşı besledikleri kin ve düşmanlıktır. Mustafa Kemal ve en büyük eserim dediği Cumhuriyet, özellikle hila-fet taraftarları ile hilafetin beslemesi olan cemaat ve tarikat-ların Milli Mücadele ve sonrasında hedefi haline geldiği, düş-manlıklarının günümüze kadar sürdürüldüğü, zaman zaman çe-şitli platformlarda kin ve nefretlerini kustukları bir gerçektir. Bu düşünce tarzı, Kurtuluş Savaşı`nın kazanıldığı ilk günden gü-nümüze kadar kesintisiz olarak sürdürülmüştür.
İlk Meclis’ten kalma bir dostum, Muhittin Baha, bana bir Ankara hikâyesi anlattı. Onlar da sevinçten ne yapa-caklarını bilmiyorlarmış. Meclis’te bir aralık ellerini yı-kamaya gitmiş. Asık suratlı bir milletvekili görmüş. Mus-tafa Kemal’in muhaliflerinden biri...
“Yahu nedir bu halin?” diye sormuş. Öteki dudakla-rını sıkarak, “Ne var sanki? Nasıl olsa İzmir’i bize vere-ceklerdi. Nesini büyültüp duruyorsunuz?” diye çıkışmış da! Sonra da, “Yunanlılardan kurtulduk. Bakalım Mus-tafa Kemal’den nasıl kurtulacağız?” demiş.
Evet, muhalifleri ve rakipleri sapsarı idiler. Ah! Bir kurşun, son Yunan kurşunu Mustafa Kemal’in göğsüne saplanamaz mıydı?”
Diğer neden ise Mustafa Kemal ve Cumhuriyet taraftarlarının Mustafa Kemal`in ve ilke ve devrimlerinin tam anlamıyla özünü anlamadaki yetersizliktir. Elbette bu konuda bir genelleme yapmak hatalı olacaktır. Ancak dikkat çekmek istediğim, Mustafa Kemal`in kendi hayatını bile hiçe sayarak başlattığı mücadelenin temel kavramlarını doğru anlayabilmenin, günü-müze ve geleceğe de çok büyük katkısı olacağı gerçeğidir. Bu anlamda Mustafa Kemal`in Kurtuluş Savaşı`nın hemen arkasın-da 27 Ekim 1922 günü Bursa Şark Tiyatrosu`nda öğretmenlere yaptığı konuşma önemlidir.
Bayan öğretmenler, Bay öğretmenler!
Bir ulusu, uğradığı herhangi bir yıkımdan kurtarmakta, bir ulusu uyandırmakta, aydınların ne önemli bir ödevi ol-duğu gözden kaçamaz. Diyebiliriz ki bugüne ulus aydınla-rının, doğruluğu, namusu, ulusu ve yurdu sevip kollayan çabaları ve hele günlük çıkarları hiçe sayan yüce duyguları ile kavuşabilmişizdir. Ama bugün ulaştığımız nokta, gerçek kurtuluş noktası değildir. Bu düşüncemi açıklayayım: Bir ulusun yıkımlara uğraması demek, o ulusun güçsüz, bakımsız, hasta olması demektir. Bunun için, asıl kurtuluş, sosyal yapıdaki hastalığı bulmak ve iyileştirme yollarını aramakla elde edilir. Ve ancak bilimsel yol tutulmuş olursa sağlık gerçekleşebilir. Yoksa derme çatma önlemlerle hastalık hiç iyi edilemez bir hale gelir. Bir sosyal toplumun eksikliği ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ilerleten ve geliştiren güçler vardır: Düşünce güçleri, sosyal güçler...
Ülkemiz içinde uygar düşüncelerin, çağdaş ilericilikle-rin, vakit yitirilmeksizin, yayılması ve gelişmesi gereklidir. Bunun için bütün bilgi ve teknik insanları, bu uğurda ça-lışmayı bir namus borcu bilmelidirler. Öğretmenlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, ulusa, geçen yıkılış günlerini, bu yıkılışların gerçek nedenlerini anlatacaklar, söyleyecekler, bu kara günlerin geri dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye'nin varlığını tanımak istemeyenlere onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınızın zaferi için yer açtı, yol hazırladı. Gerçek zaferi siz ka-zanacak, siz koruyup sürdüreceksiniz, bunu başaracağı-nızdan kuşkum yok. Sarsılmaz bir inançla ben ve bütün ar-kadaşlarım, sizi gözeteceğiz, sizin karşılaşacağınız bütün engelleri kıracağız.
Mustafa Kemal`in, ilke ve devrimlerini iyi anlamak, doğru tanımlamak ve ülkenin geleceğini emanet ettiği gençler ve ço-cuklara doğru anlatmak her geçen gün daha önemli hale gelmiş-tir. Günümüzde Mustafa Kemal Atatürk`e karşı en büyük kötü-lüğü yapanlar, ona karşı olanlardan çok onu doğru anlayıp anla-tamayanlar ile Atatürkçülüğü bir siyasal kimlik haline getirip kendi çıkarlarını bu kimliğin altına gizleyerek kirli amaçlarına ulaşmaya çalışanlardır.
Nutuk, bu anlamda çok değerli bir eserdir. İster Mustafa Kemal`in gelecekte kuracağı yeni bir Türk Devleti`nin önceden hazırlanmış planları, isterse büyük liderin kazandığı zaferin muhasebesini, onu destekleyen ve arkasından gelen milletine vermiş olduğu hesap olsun sadece günümüzde değil gelecek için de eşsiz bir başyapıt olarak kalacaktır.
Kıymetli dostum, asker arkadaşım, devrem Hakan Hüseyin Çitim tarafından yazılan “Bir Sevdadır Atatürk” adlı eserinde, çağdaş din adamı olarak gördüğüm müteveffa Yaşar Nuri Öz-türk Nutuk`u şöyle tanımlamaktadır:
“Gazi`nin kimlik kodlarının tümünün tecelli alanı bul-duğu tarihi eser Nutuk`tur. Nutuk, bazı Atatürk düşmanı mecnunların iddia ettikleri gibi, “Atatürk`ün hatıratı” de-ğildir. Aynı anda tarihi, edebi, felsefi, siyasi bir eserdir. Hemen ekleyelim, edebi yönden baktığımızda, Nutuk, Os-manlıcanın en selis ve seçkin kullanıldığı ender eserler arasındadır”.
Nutuk, müteveffa Turgut Özakman`ın dediği gibi “dünyanın gördüğü en haklı mücadele olan Türk Kurtuluş Savaşı” ve son-rasında kurulan “Türkiye Cumhuriyeti” ve çağdaş bir ülkenin temel taşlarını kuran, yaşanılan her anın altında imzası bulunan, “öldü sanılan bir milletin cenaze namazında tabutunu katillerinin başına geçirmesi (Gandhi)” destanını anlatan ve tüm bunlara tanıklık eden tartışmasız sadece 20. Yüzyılın değil gelecekteki bütün yüzyılların lideri olan bir büyük insanın ölümsüz eseridir.
Okuyacağınız bu kitapta, Mustafa Kemal`in Milli Mücade-le`ye başlamadan önce Mütareke döneminde Osmanlı`nın sön dönemi ve Mustafa Kemal`in ifadesiyle “durum tespiti” nin arka planı geniş bir şekilde incelenmiştir. Özellikle Milli Mücadele gerekçelerini açıklarken Mustafa Kemal`in, dönemin Padişahı Mehmet Vahdettin ve İstanbul Hükümeti ile yaptığı ve gü-nümüzde bile ciddi tartışmalara neden olan görüşmeler ve son-rası üzerindeki soru işaretleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Kitabımı, yazım sürecinde Almanya Hessen Atatürkçü Dü-şünce Derneği tarafından Atatürk`ün ebediyete intikalinin 80. yıl dönümü nedeniyle davet üzerine gittiğim Frankfurt Bad Kreuznackh`da tanıdığım, aydın Atatürkçü dostlarım başta TOPLUM24 Gazetesi başyazarı Gazeteci Mehmet Canpolat ve HEADD Başkanı Sevgili Yelda Acar Gösterişli (ve sevgili eşi Tarkan) olmak üzere, ülkemin gurbetteki aydın güler yüzlü gençleri Gülşah, Utku, Eren (ve sevgili eşi Lucia) ve Melih (ve sevgili eşi Nadia) ile Toros Üniversitesi Ailesi`nin değerli Mütevelli Heyet Başkanı Sayın Ali Özveren ve tüm meslektaş-larıma ve ilaveten bana her konuda destek olan sevgili eşim Fadime ve gurur kaynağım oğullarım Çağıl ve Yusuf Murat-han ile yurtdışında ve yurt içinde Atatürkçü düşünceyi yaşama ve yaşatmaya çalışan tüm devletçi, devrimci, laik, halkçı, milli-yetçi ve cumhuriyetçi isimsiz aydın kahramanlar ile CANLARINI VATAN, MİLLET VE BAYRAK UĞRUNDA SEVE SEVE FEDA EDEN ŞEHİTLERİMİZE ve GAZİLERİMİZE minnet duygularımla ithaf ediyorum. İyi ki varsınız…

Murat Köylü
Ocak 2019

Buy This Book

As an Amazon Associate and Bookshop.org affiliate, BookOrb earns from qualifying purchases.

Write a Review

Sign in to write a review.