Biography
Muhammet Emin TOKCAN 1969 Doğumludur. Düzce ili dolay (GUMA) köyü nüfusuna kayıtlıdır. TOKCAN Kuzey Kafkasya'nın ABHAZYA bölgesinden 1864 Rus işgali sırasında, Türkiye'ye sürgün edilen Abhazlar'ın Tugipa sülasindendir . TUG, Abhazca bir isimdir sürgünde Abhazya' da kalan aile reisinin adıdır. Sülale Tugoğlu anlamına gelen Tugipa olarak anılmaktadır. Türkiye'de 1934'te yürürlülüğe giren Soyadı kanunu ile sülale, TOK soyismini almış ailenin diğer bir bölümü ise Tokcan Soyismini almışlardır. Muhammet Emin TOKCAN'ın Annesi yine bir Abhaz sülalesi olan ÇEGEM'dir Adapazarı'nın Uzuncuorman köyü nüfusuna kayıtlıdır. Annesi 1989 da beyin kanamasından vefat etmiştir. TOKCAN. Tamamen Kuzey Kafkas kültürü (Alayfa-Khabze) içerisinde yetişmiş bir Abhaz yani APSUVA'dır. TOKCAN'ın Babası Adil TOKCAN. 1992 yılında Gürcistan ordusunun ABHAZYA CUMHURİYETİ'ni işgale kalkışarak yenilmesinin hemen ardından, ABHAZYA'ya yerleşmiştir. Adil TOKCAN burada tekrar evlenmiştir. Eşi ABHAZLAR'ın GITSBA sülalesindendir. Muhammet Emin TOKCANın Ağabeyi de Abhazya ordusunda Gürcistan ordusuna karşı savaşmış, savaşın hemen ardından Abhazya'lı Fatima OTIRBA ile evlenmiştir. Bu evlilikten iki çocukları vardır. Muhammet Emin TOKCAN'ın Kafkasya Sevdası yanlızca düşünceden ibaret olmayıp, tekrar kurulan bu sıkı akrabalık ilişkilerinden de kaynaklanmaktadır.
Askerden döndükten sonra çeşitli işlerde çalışan Tokcan'ın hayatı 1991 Yılında Gürcistan'ın Abhazya'yı işgal etmesiyle tamamen değişmiştir. DÜZCE'de yaşan diğer ÇERKES ve ABHAZ arkadaşlarıyla beraber zorlu yollardan geçerek, Abhazyaya girmeyi başarmışlardır. Abhazya'da yaşanan şiddetli çarpışmalarda diğer KAFKAS kökenli arkadaşları ile beraber en ön saflarda savaşmıştır. (Muhammet Emin TOKCAN Abhazya ve Çeçenistan savaşları ile ilgili detaylı yazıları, halen cezaevinde kaleme almaktadır. Bu yazılar elimize ulaşır ulaşmaz buradan yayınlayacağız.) TOKCAN'ın ÇEÇENLER ile temasıda bu dönemde olmuştur. GÜRCİSTAN'ın ABHAZYA'yı işgal etmesi üzerine Kafkasya'nın her köşesinden Abhazlar'ın kardeş halkları yardıma gelerek savaşmaktaydılar. TOKCAN'da tüm bu Kafkas savaşçılarla beraber omuz omuza savaşmış, sıkı dostluklar kurmuştur. Kardeş olarak gördüğü tüm bu insanlar için Çeçenistan da dahil olmak üzere pek çok mücadeleye girmiştir.
Abhazya ve Çeçenistan'dan sonra Türkiye'ye dönen Tokcan, Ruslar'ın Dağıstan'ın Kızılyurt kasabasında, Salman RADUYEV komutasında ki, 250 kişilik Çeçen direniçi gurubunu kuşatması üzerine, tekrar kardeşlerine yardımcı olacak çareler aramaya başlamıştır. Türkiye'de Abhazya'da beraber savaştığı Çerkes kardeşleri ile görüşmüş ve 1996 yılında Avrasya Feribotu eylemi olarak tarihe geçen olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu eylem sitemiz içerisinde detayları ile anlatılmakta olduğu için üzerinde fazla durmayacağız. Fakat ilginç bir raslantının üzerinde durmakta fayda var, Eylemin denizde bir gemide gerçekleşmiş olması şaşırtıcıdır. Çünkü gemiyi kaçıran eylemcilerin tamamının dedeleri Kafkas Rus savaşları sırasında, Kuzey Kafkasya'dan zorla gemilere bindirilerek sürülen insanlardır. Bu sürgün sırasında gemilerde ortaya çıkan salgın hastalıklar sonucunda, pek çok Çerkes ve Abhaz acılar içerisinde hayatını kaybetmiş, cesetleri hastalıkların yayılmaması için Karadeniz'in derin sularına atılmıştır. İşte Avrasya eylemi Karadeniz'in derinliklerine gömülen Kuzey Kafkas halkının, gömüldüğü o karanlık sulardan tekrar dirilişidir.
Avrasya eylemi Dünyada büyük yankı uyandırmışdır. Eylemden sonra Tokcan ve arkadaşları tutuklanmış ve cezavine konulmuşlardır, yargılanmaları sırasında 100' ün üzerinde avukat gönüllü olarak eylemcileri savunmak için başvuru yapmıştır. Her davaları adeta miting alanına dönmüş, tüm Türkiye ve bütün dünyadan eylemcilere destek mesajları yağmıştır. Türkiye'de yaşayanların büyük bölümünün neden eylemi bu kadar destekledikleri bazı çevrelerde pek anlaşılamamışdır. Bunun eylemde meydana gelen önemli bir ayrıntıyla açıklanması gerekir. Eylem sırasında Muhammet Emin Tokcan ve arkadaşlarının maskelerle gemiye baskın düzenlediklerini gören o zamanın deniz şube müdürü olan polisin, resmi kayıtlarda ki ifadesi çok şaşırtıcıdır. Şube müdürünün anlatımına göre. TOKCAN merdivenlerden güverteye çıktığı sırada şube müdürü kendisine iki el ateş etmiş, fakat tokcanın çevik davranması üzerine vuramamıştır. Üçüncüye ateş etmek için tekrar silahını ateşlemek istemiş fakat silahı tutukluk yapmıştır. Bunun üzerine eylemciler kendilerini savunmak için karşı ateş açarak, şahsı yaralamışlardır. Burada şaşırtıcı olan şey kendilerine ateş eden kişiyi dahi bu Devlet'in bir görevlisi olarak görüp öldürmeye kalkmamalarıdır. İşte Tokcan ve arkadaşlarının Türkiye'de sevilmesinin önemli sebeplerinden biride buna benzer örnekler sebebi iledir. zira şube müdürünün şikayetçi olmaması ayrıca bu tezi destekleyecek bir örnektir. BU OLAYLA İLGİLİ RESMİ TÜM BELGELER
ELİMİZDE MEVCUTTUR.
Uzun süren davaların ardından Tokcan ve arkadaşları 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edildiler. (TERÖR SUÇU İLE YARGILANMADILAR) Tokcan 1997 ekim ayında Dalaman yarı açık cezaevinden firar ederek kafkasyaya gitti. daha sonra savaşa katılmak için Türkiye üzerinden Kosova'ya savaşa katılmak için gitmeye hazırlanırken İstanbul Atatürk havalimanında yakalandı. 1 yıl kadar daha cezaevinde yattıktan sonra 2001'de çıkan af yasasından faydalanarak tahliye oldu. Tahliyesinden 3 ay kadar sonra yine bir gurup Kafkas asıllı arkadaşı ile beraber istanbul Beşiktaş'ta bulunan Swissoteli bastı. Bu olay bir anda şaşkınlık yaratmış, sonrasında kimi çevrelerce bolca dezenforme edilerek Tokcan aleyhinde propagandaya dönüştürülmüştür. Kimsenin olayın asıl sebebi ile ilgilenmemesi için çaba gösterilmiş ve kısman de başarılı olmuşlardır. Tokcan'a yapılan eleştrilerin en başında Swissotel eylemenin turizme balta vuracağı balonu olmuştur. Türkiye'de yaşayanların Tokcan'a ve davasına sempatisi olduğunu bilen kimi çevreler ''Turizm mahfoldu. Hiç turist gelmeyecek'' Şeklin de aslında alakasız söylemleri ön plana çıkararak, Tokcan ve savunduklarının halkın gözünden kaçmasını sağlamak istemişlerdir. İşin en ilginç tarafı ise aynı sene Türkiye'de Turizm Bakanlığı verilerine göre, turizmde patlama yaşanmış olmasıdır. Pek çok kimse bu söylenenlere inansa da kafalarında çok büyük bir soru işareti kalmıştır. Hayatının büyük bir dönemini cezaevlerin de yada kaçak olarak geçiren bir insan nasıl olmuştu da cezaevinden çıktıktan üç ay sonra, infazı yakmayı en önemlisi hayatını mahfetmeyi göze alarak böyle bir eylemi gerçekleştirmişti. İşte bu garip durum Tokcan'a atılan bütün iftiraların fos çıkmasını sağlamıştır. İşte soru budur Swissotel dosyasıyla ilgili önüne gelen konuşmuş yalnızca Tokcan susmuştur. Onun bu suskunluğunun sebepleri ve soruların asıl cevapları artık ortaya çıkacaktır. Israrlarımız üzerine Muhammet Emin TOKCAN, bu siteyi hazırlamamıza müsaade etmiştir. 2001'de Gerçekleştirdiği Swissotel eyleminden buyana halen Kartal özel tip cezaevinde yatmaktadır. Swissotel eyleminden cezaevinde halen tutuklu bulunan tek kişi TOKCAN'dır
Askerden döndükten sonra çeşitli işlerde çalışan Tokcan'ın hayatı 1991 Yılında Gürcistan'ın Abhazya'yı işgal etmesiyle tamamen değişmiştir. DÜZCE'de yaşan diğer ÇERKES ve ABHAZ arkadaşlarıyla beraber zorlu yollardan geçerek, Abhazyaya girmeyi başarmışlardır. Abhazya'da yaşanan şiddetli çarpışmalarda diğer KAFKAS kökenli arkadaşları ile beraber en ön saflarda savaşmıştır. (Muhammet Emin TOKCAN Abhazya ve Çeçenistan savaşları ile ilgili detaylı yazıları, halen cezaevinde kaleme almaktadır. Bu yazılar elimize ulaşır ulaşmaz buradan yayınlayacağız.) TOKCAN'ın ÇEÇENLER ile temasıda bu dönemde olmuştur. GÜRCİSTAN'ın ABHAZYA'yı işgal etmesi üzerine Kafkasya'nın her köşesinden Abhazlar'ın kardeş halkları yardıma gelerek savaşmaktaydılar. TOKCAN'da tüm bu Kafkas savaşçılarla beraber omuz omuza savaşmış, sıkı dostluklar kurmuştur. Kardeş olarak gördüğü tüm bu insanlar için Çeçenistan da dahil olmak üzere pek çok mücadeleye girmiştir.
Abhazya ve Çeçenistan'dan sonra Türkiye'ye dönen Tokcan, Ruslar'ın Dağıstan'ın Kızılyurt kasabasında, Salman RADUYEV komutasında ki, 250 kişilik Çeçen direniçi gurubunu kuşatması üzerine, tekrar kardeşlerine yardımcı olacak çareler aramaya başlamıştır. Türkiye'de Abhazya'da beraber savaştığı Çerkes kardeşleri ile görüşmüş ve 1996 yılında Avrasya Feribotu eylemi olarak tarihe geçen olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu eylem sitemiz içerisinde detayları ile anlatılmakta olduğu için üzerinde fazla durmayacağız. Fakat ilginç bir raslantının üzerinde durmakta fayda var, Eylemin denizde bir gemide gerçekleşmiş olması şaşırtıcıdır. Çünkü gemiyi kaçıran eylemcilerin tamamının dedeleri Kafkas Rus savaşları sırasında, Kuzey Kafkasya'dan zorla gemilere bindirilerek sürülen insanlardır. Bu sürgün sırasında gemilerde ortaya çıkan salgın hastalıklar sonucunda, pek çok Çerkes ve Abhaz acılar içerisinde hayatını kaybetmiş, cesetleri hastalıkların yayılmaması için Karadeniz'in derin sularına atılmıştır. İşte Avrasya eylemi Karadeniz'in derinliklerine gömülen Kuzey Kafkas halkının, gömüldüğü o karanlık sulardan tekrar dirilişidir.
Avrasya eylemi Dünyada büyük yankı uyandırmışdır. Eylemden sonra Tokcan ve arkadaşları tutuklanmış ve cezavine konulmuşlardır, yargılanmaları sırasında 100' ün üzerinde avukat gönüllü olarak eylemcileri savunmak için başvuru yapmıştır. Her davaları adeta miting alanına dönmüş, tüm Türkiye ve bütün dünyadan eylemcilere destek mesajları yağmıştır. Türkiye'de yaşayanların büyük bölümünün neden eylemi bu kadar destekledikleri bazı çevrelerde pek anlaşılamamışdır. Bunun eylemde meydana gelen önemli bir ayrıntıyla açıklanması gerekir. Eylem sırasında Muhammet Emin Tokcan ve arkadaşlarının maskelerle gemiye baskın düzenlediklerini gören o zamanın deniz şube müdürü olan polisin, resmi kayıtlarda ki ifadesi çok şaşırtıcıdır. Şube müdürünün anlatımına göre. TOKCAN merdivenlerden güverteye çıktığı sırada şube müdürü kendisine iki el ateş etmiş, fakat tokcanın çevik davranması üzerine vuramamıştır. Üçüncüye ateş etmek için tekrar silahını ateşlemek istemiş fakat silahı tutukluk yapmıştır. Bunun üzerine eylemciler kendilerini savunmak için karşı ateş açarak, şahsı yaralamışlardır. Burada şaşırtıcı olan şey kendilerine ateş eden kişiyi dahi bu Devlet'in bir görevlisi olarak görüp öldürmeye kalkmamalarıdır. İşte Tokcan ve arkadaşlarının Türkiye'de sevilmesinin önemli sebeplerinden biride buna benzer örnekler sebebi iledir. zira şube müdürünün şikayetçi olmaması ayrıca bu tezi destekleyecek bir örnektir. BU OLAYLA İLGİLİ RESMİ TÜM BELGELER
ELİMİZDE MEVCUTTUR.
Uzun süren davaların ardından Tokcan ve arkadaşları 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edildiler. (TERÖR SUÇU İLE YARGILANMADILAR) Tokcan 1997 ekim ayında Dalaman yarı açık cezaevinden firar ederek kafkasyaya gitti. daha sonra savaşa katılmak için Türkiye üzerinden Kosova'ya savaşa katılmak için gitmeye hazırlanırken İstanbul Atatürk havalimanında yakalandı. 1 yıl kadar daha cezaevinde yattıktan sonra 2001'de çıkan af yasasından faydalanarak tahliye oldu. Tahliyesinden 3 ay kadar sonra yine bir gurup Kafkas asıllı arkadaşı ile beraber istanbul Beşiktaş'ta bulunan Swissoteli bastı. Bu olay bir anda şaşkınlık yaratmış, sonrasında kimi çevrelerce bolca dezenforme edilerek Tokcan aleyhinde propagandaya dönüştürülmüştür. Kimsenin olayın asıl sebebi ile ilgilenmemesi için çaba gösterilmiş ve kısman de başarılı olmuşlardır. Tokcan'a yapılan eleştrilerin en başında Swissotel eylemenin turizme balta vuracağı balonu olmuştur. Türkiye'de yaşayanların Tokcan'a ve davasına sempatisi olduğunu bilen kimi çevreler ''Turizm mahfoldu. Hiç turist gelmeyecek'' Şeklin de aslında alakasız söylemleri ön plana çıkararak, Tokcan ve savunduklarının halkın gözünden kaçmasını sağlamak istemişlerdir. İşin en ilginç tarafı ise aynı sene Türkiye'de Turizm Bakanlığı verilerine göre, turizmde patlama yaşanmış olmasıdır. Pek çok kimse bu söylenenlere inansa da kafalarında çok büyük bir soru işareti kalmıştır. Hayatının büyük bir dönemini cezaevlerin de yada kaçak olarak geçiren bir insan nasıl olmuştu da cezaevinden çıktıktan üç ay sonra, infazı yakmayı en önemlisi hayatını mahfetmeyi göze alarak böyle bir eylemi gerçekleştirmişti. İşte bu garip durum Tokcan'a atılan bütün iftiraların fos çıkmasını sağlamıştır. İşte soru budur Swissotel dosyasıyla ilgili önüne gelen konuşmuş yalnızca Tokcan susmuştur. Onun bu suskunluğunun sebepleri ve soruların asıl cevapları artık ortaya çıkacaktır. Israrlarımız üzerine Muhammet Emin TOKCAN, bu siteyi hazırlamamıza müsaade etmiştir. 2001'de Gerçekleştirdiği Swissotel eyleminden buyana halen Kartal özel tip cezaevinde yatmaktadır. Swissotel eyleminden cezaevinde halen tutuklu bulunan tek kişi TOKCAN'dır